Yenibirfikir.net
Tasarım - Teknoloji - 26 Aralık 2008

Bir film izlemek istiyorsunuz. Kesinlike sorun değil, hemen her yerden film dosyalarına ulaşabiliyorsunuz. Ama uygun altyazıyı bulmak bazen büyük bir sorun olabiliyor. Özellikle de izleyeceğiniz eski bir film ise.

Bilmiyorum sorun ben ve arkadaşlarımda mı ama; üç saniye ileride, iki saniye geride, hangi tuşa basıcam şimdi, ileriye mi, geriye mi diyerek altyazıyı ayarlamaya çalışırken filmin 15 dakikasını izliyoruz. Her zaman olmuyor tabi bu ama sık sık oluyor.

Bu yazıda anlatacağım fikir altyazı ayarlama uğraşılarımız esnasında doğdu. Sanırım güzel de bir çözüm sunuyor. Fikri daha iyi anlatabilmek için bir de resim çizdim. Resme göre anlatayım:  

Altyazı Ayarlama Penceresi

Resimde gördüğünüz altyazı ayarlama penceremiz. Sarı çizgi, filmin o anda olduğu yeri gösteriyor. İleri ve geri ifadeleri filmin ilerisini ve gerisini gösteriyor.

Film ilerdekçe, altyazılar aşağı doğru kayıyor. Yukarıdan, daha gösterilmemiş olanlar geliyor.

Ne zaman ki yazacak altyazının altındaki başlangıç çizgisi ile zaman çizgisi (sarı çizgi) kesişiyor; altyazı gözükmeye başlıyor.

Altyazıyı Ayarlamak İçin

Altyazı ayarlayıcının koyu siyah olan kısmını, yani yazıların aktığı kısmı tutup yukarıya ve aşağıya oynatabiliyorsunuz. Bu sayede hem birden fazla altyazıyı aynı anda görerek doğru ayarlamayı yapabiliyorsunuz, hem de film dururken dahi rahatça ayarlama yapabiliyorsunuz.

Önder’in yazdığı yorumdan yola çıkarak, bu kısmı da yazıya ekliyorum:

FPS Ayarlamak

Bazen de filminizin FPS özelliği ile altyazınızınki eş olmaz. Bu durumda film ilerledikçe altyazının kayma süresi artacaktır. 

Eğer bu gibi bir durumla karşılaşır ve uyumlu başka bir altyazı bulamazsanız, Subtitle Workshop gibi bir program kullanıp, altyazının FPS özelliğini değişitrmeniz gerekecektir. Böylece altyazınız filminizle aynı senkrona sahip olur. Son olarak genel bir kayma varsa düzeltip, rahatça izleyebilirsiniz.

İşte bu özelliği de altyazı ayarlama aracımızla birleştirebiliriz. Böylece daha kullanışlı bir araca sahip oluruz.

Altyazıyı Filme Göre Adlandırmak

Çoğu kişi bilgisayarını, arşivini düzenli tutmak ister. Adlandırmalar da bu konuda çok önemlidir. Bu nedenle, altyazı ayarlayıcı aracımıza bir de, “Altyazının adını filmin adıyla adlandır” seçeneği ekleyebiliriz.

Basit ve detay bir özellik olabilir ama hoş olacaktır diye düşünüyorum.

Film İzlemek Demişken

Yine benim karşılaştığım bir sorundan yola çıkıp, bir fikir daha vereyim:

Ben internette dolaşırken, veya bilgisayarda yazı yazarken, küçük bir pencerede GOM Player’ı açıp; her zaman üstte moduna alıyorum ve eğlencelik birşeyler izliyorum. Yalnız oynatıcının çerçevesi yüzünden pencerenin boyutu iki katına çıkıyor. Bu yüzden çerçevesiz mod diye birşey olsa güzel olur diye düşünüyorum.

Gerçi bu yazıyı yazmaya başlamadan bir iki saat önce: GOM Player için RF Minimalist diye bir tema buldum. Bu tema benim işimi görüyor. Ama birçok video oynatıcı program var. Bunların da böyle bir çözüme sahip olması güzel olur diye düşünüyorum.

Sizce Bir Video Oynatıcı Nasıl Olmalı?

Siz de fikirlerinizi burada paylaşabilirsiniz. Sizce bu tasarımın eksikleri neler? Altyazı ayarlamak nasıl daha kolay olabilir? Video oynatıcınızda nasıl bir özellik olmasını istersiniz? Bu sorulara yorumlarınızla cevap verebilirsiniz. Ben de daha sonra bunları video oynatıcı yapan firmalara ulaştırmaya çalışırım. 

Ayrıca Fikrini Paylaş formu ile Yenibirfikir.net‘te yayınlanmak üzere fikirlerinizi paylaşabileceğinizi unutmayın.

Teknoloji - 1 Aralık 2008

Kısa bir süre önce Televidyon’u takip etmeye başladım. Çok güzel bir site, herkese tavsiye ederim. Orada, eTohum programında, çok güzel bir video buldum: Krizde evden çalışma yöntemleri. Bir süre üzerinde düşündüm, neler yapılabilir mesela dedim.

Sonra birgün Terminator: Sarah Connor Günlükleri dizisinin altyazısı her zamankinden çok daha geç çıktı, ve ben onun çıkmasını beklerken aklıma böyle birşey geldi. Bahsettiğim videonun içinde de böyle birşey geçiyor, zaten. Bu da biraz onun gibi oldu sanırım.

Aklıma gelen fikir internet üzerinde çevirmenlik yapmak. Üstelik yapabilmek için ihtiyacınız olan yalnızca iki şey var; her iki dili de çeviri yapacak kadar iyi bilmek ve düzgünce kurgulanmış bir internet sitesi. Dil bilmek konusunda birşey diyemem tabi, ama internet sitesi hakkında bazı görüşlerim var:

Öncelikle çeviri yapacağınız dosyayı internet siteniz üzerinden aldığınızı ön plana çıkartmalısınız. Sizi bir çeviri ofisinin internet sitesi sanmamalılar.

Sitede bir form hazırlarsınız: dosyayı yollayan kişinin bilgileri, dosyanın bilgisi (teknik döküman, tıbbi döküman,..), sayfa sayısı, ödeme blgileri vs. Ne zamanki dosyanın çevirisi biter ve çevirinin bittiğini bildiren e-postayı sahibine yollarsınız, o zaman parayı tahsil edersiniz. Bunu da belirtirsiniz.

Ayrıca yeminli çevirmenlik olayını hiçe atmayın, ve dosyaların güvende olacağını özellikle vurgulayın. Gerekirse dosyaları bilmem-kaç-bit korumayla internette taşıyın ve bunu gerektikçe söyleyin. 

Güven veren renkler diye bir kavram vardır, bunu kullanın. Biz internette birşey yapmakta uzmanız dercesine bir arayüze/tasarıma sahip olun.

Belki çok çevirmenli bir site yapabilirsiniz. Hatta belki, kullanıcının boşta olan çevirmenlerden istediklerini seçmelerini dahi sağlayabilirsiniz.


►Okumaya buradan devam et.

Tasarım - Teknoloji - 31 Ekim 2008

Derslere gelen hocalarımızı izledikten sonra aklıma gelen fikirleri yazacağım bu sefer. Yalnız önce hocalarımın dersi nasıl işlediğini biraz anlatmaya çalışayım. 

Sınıflarımızda projeksiyon aletleri bulunur. Hoca derse gelir, ilk işi projeksiyonun kumandasını bulup, projeksiyonu çalıştırmak olur. Sonra parmak belleğini kürsüde bulunan bilgisayara takıp, gerekli sunumu açar. Bir elinde lazeri, diğerinde kalemleri dersi anlatmaya başlar. Bir yandan anlatır, bir yandan da tahtaya yazar. Bazen acayip durumlar da olur. Anlatımını bir anda bırakır, kürsüye doğru hızlıca gidip slaytı değiştirir ve kaldığı yerden devam ederler.

Bunları görünce aklıma üç tane fikir geldi. Araştırdım ve bu fikirlerden ikisinin yapılmış olduklarını öğrendim. Ben yine de, fazla bilinmediklerini gördüğüm için bu fikirlerden de bahsedeceğim. En azından vurgulamış olayım. Belki göz önüne çıkmalarına yardımcı olurum.

Kablosuz Fare + Sunum Aracı + Parmak Bellek

Microsoft zamanında, kablosuz fareyle, sunum aracı birleştirmişti. Bunun kimileri için kullanışlılığı artıracağını, kolaylık sağlayacağını düşünüyorum.

Bu fareyi hocalarımızın elinde hayal ederek başladım, gerçekten bir miktar kolaylık sağlıyor. Hoca dersine, parmak belleğini ve farenin kablosuz alıcısını bilgisayara takarak başlıyor. İşte benim aklıma tam bu noktada bir fikir geldi:

Zaten kablosuz alıcıyı bilgisayara takıyoruz; parmak belleği de alıcının içine gömsek, kullanışlılığı artırmış oluruz dedim. 


►Okumaya buradan devam et.

Teknoloji - 1 Eylül 2008

Üye girişi yapmadığımız forumlarda çoğu şeye; özellikle de linklere ulaşamıyoruz, ki ulaşsak da linkin kırık olma ihtimali var. Bu da beş dakikalık işlemi yarım saate çıkartıyor.

Geçen gün forumlara işim düştü. Aradığımı bulana kadar 10′dan fazla forumda belki 1 dakikadan daha uzun süre kullanmadığım üyelikler açmak zorunda kaldım. Siz de bu durumdan yakınmışsınızdır ve bence bu bir problemdir.

Daha önce yaratıcılık ve fikir üretmek nedir? adlı yazıda problem/çözüm hakkında yazmıştık. Bu fikir de bu yolla bulundu. Forumlarda böyle bir problemin olduğunun farkına varıldı, bir çözüm istendi ve bir fikir doğdu. Şimdi de fikrimi sizlerle paylaşıyorum.

Forum

Önce bu üyelik açmalar esnasında farkettiğim şeylerden bahsedeyim.

  • Çoğu forum MyBB/phpBB gibi bir şablon üzerine kurulmuş. Nasıl ki biz blog yazarları (genellikle) bloglarımızı wordpress altyapısı üzerine kuruyoruz aynı o şekilde.
    Özellikle belirteyim çoğunun üyelik sayfaları tamamen aynı. Zaten fikri aklıma getiren de bu oldu.
  • Nasıl biz blog yazarları bloglarımızı Blograzzi, Yeşilvadi gibi blog dizinlerine sitelere kaydedebiliyorsak, forum siteleri için de böyle siteler -çok gelişmemiş olsalar da- var. Hatta bazıları forumların altında biz şuna üyeyiz diye de belirtiyorlar.

İsterim ki forumlarda, her türlü bilgiye sorunsuzca ulaşabilelim; ama madem ki bu olmuyor (sebepleri vardır tabi) başka bir çözüm yolu aramak lazım.

Şimdi benim aklıma gelen fikri söyleyeyim:

Forum sitelerinde üyeleri ikiye ayırabiliriz: Genel Ziyaretçi Üye ve Özel Yazar Üye


►Okumaya buradan devam et.

Tasarım - Teknoloji - 23 Ağustos 2008

Günümüzün en gözde cihazı oldu iPhone kim kabul etmez. Ben iPhone’nu “Üzerindeki teknolojiyi en verimli kullanan şey” olarak tanımlıyorum. Bu yazıda da bu teknolojiyi daha verimli kullandıracak iki fikir sunuyorum/sunuyoruz.

Bu iki fikir Ercan Çalışkan tarafından Fikrini Paylaş sayfası aracılığıyla geldi. Daha sonra kendisiyle postalaşarak fikirleri son haline getirdik:

Barkod okutarak ürün bilgilerine kolayca ulaşabiliriz.

Fikrin altında yatan mantık basit: Almak istediğimiz veya merak ettiğimiz ürünün barkodunun bir fotoğrafını çekip, cihaza yüklediğimiz bir program vasıtasıyla sorgulatıyoruz. Böylece ürün hakkındaki detaylı bilgilere ulaşabiliyoruz.

Buradaki detaylı bilgi sözcüğünü biraz daha açayım: Öncelikle diğer kullanıcıların o ürün hakkındaki yorumlarına ulaşabiliriz. Bu bilgi bir ürün alırken en değerli bilgidir sanıyorum. Bunun dışında fiyat, mağaza ve kampanya bilgilerine de ulaşabiliriz.

Peki bu bilgileri sağlayan kim?

Sanırım fikrin en önemli sorusu bu. Çünkü gerçekten büyük bir veritabanına ihtiyaç duyacak bir fikir. Biz bunun Twittervari bir uygulamayla aşılabileceğini düşündük. Yani “Ne yaptığını yaz” değil de “Ne aldığını yaz”.

Ayrıca internetten alışveriş siteleri de, bu sistemde kendi paylaştıkları bilgilerin üzerinde reklam görünmesi karşılığıyla yer alabilirler. Böylelikle ürün bilgileri arasında sürekli ve kesin bir fiyat bilgisinin bulunması da sağlanır.

Tabi büyük marketler (zincir halini almış veya ürün bilgilerini bilgisayarla kontrol edebilen marketler) de gönüllü olarak bu sistemde yerlerini alabilirler. Veya sadece kampanyalı ürünlerini sisteme kaydedebilirler. Böylece iPhone üzerindeki GPS teknolojisinin faydalarının daha belirgin gözükmesi de sağlanabilir.

Bu fikir aynı zamanda bilinçli tüketici kavramını da ön plana çıkartacaktır.

Fotoğraflarla kişi bilgilerine kolayca ulaşabiliriz.

Bu fikir yeni tanıştığımız kişilerin isim, telefon numarası gibi bilgilerini içeren, Outlook vcard’ı gibi kişiye ait kayıt dosyasına; kişinin fotoğrafını kullanarak ulaşabilelim diyen bir fikir.

Gerçi günümüzde yüz tanımlama sistemleri çok da gelişmiş değil. Benim yüz tanımlama sistemlerine örnek olarak gördüğüm en gelişmiş sistem myheritage.com. Bilmeyenler için söyleyeyim; siz fotoğrafınızı gösteriyorsunuz, o size yangi ünlüye benzediğinizi. Fakat birbirine çok benzeyen iki ayrı fotoğrafınızın küçük farkları yüzünden dahi, sizi çok farklı kişilere benzetebiliyor.

Ama inanıyoruz ki ileride yüz tanımlama sistemleri buna müsade edecktir, ve bu fikir de kullanışlılığıyla gözümüzde yer edinecektir.

Tabi nasıl bilinmeyen numaralara kayıt olmak zorunlu değilse; isteyen bilgilerim gözükmesin diyorsa; bu sistem için de aynısı geçerli olacaktır. Hatta bunu gsm operatörlerinden ayrı olarak düşünmemiz daha mantıklı olacaktır.

Ayrıca sizin Yorum Yazarak paylaştığınız düşüncelerinizle bu fikirler çok daha gelişmiş olacaktır.

Burada fikirler iPhone üzerinden anlatıldı (Her ner kadar biz Türklerle daha buluşmamış olsa da); sebebi şu sıralar bu fikirlerin en rahat uygulanacağı cihaz olması. İleride bu tip cihazlar çoğalacaktır ve bu sayede fikirler (uygulamaya girerlerse) daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşacaktır.

Tasarım - Teknoloji - 5 Temmuz 2008

Fikir- KioskKitap, film, albüm satan birkaç mağaza dolaştım. Herbirinde birer kiosk (ürünün barkodunu okutup fiyatını öğrendiğimiz cihaz, bilgilendirici demeyi tercih ederim) olduğunu farkettim. Fakat hepsi de bana yetersiz gözüktü. Daha kullanışlısı nasıl olabilir diye biraz düşündüm, şimdi de paylaşıyorum:

Benim gördüğüm cihazlar sadece çok satılan, yeni gelen ürünleri gösteriyordu ve ürünü taratınca, yalnızca fiyatını gösteriyordu. Ama orada, bundan çok daha fazlasını yapabilecek dokunmatik ekranlı bir bilgisayar duruyor. Bunu daha verimli kullanabiliriz:

  • Bir ürün sorgulama sistemi eklenebilir, böylece nadir bulunduğunu bildiğimiz bir kitabı veya başka bir ürünü almak istediğimiz zaman, mağazada bulunup bulunmadığını çabucak öğrenebiliriz. Aynı zamanda yazara/sanatçıya ait olanlar adlı bir sorgulama başlığı da sorgulama sistemine dahil edilebilir.
  • Beyazperde veya imdb gibi bir film tanıtım sitesiyle anlaşma yapılır; bir film taratılınca filmin fragmanı, beyazperde puanı gibi birçok şey gösterilebilir.
  • Bir ayrıntılı bilgi butonu yardımıyla powerturk’te klip yayınlanırken aşağıdan geçen acayip bilgilere benzer bilgiler verilebilir.
  • Oyuncunun/Sanatçının diğerleri şeklinde bir bilgi verilebilir.
  • Kampanyalı ürünler ve yakında gelecek ürünler listesi bulunabilir.
  • Mağazanın özel kartı varsa içeriğine bakılabilir, ve ürünlerin kazandıracağı puanlar bildirilir. (Gezdiğim mağazaların yalnızca birinde vardı bu.)
  • Türlere göre rastgele seçeneği bulunabilir.

Ha, böyle bir ürün yok ilk defa ben düşündüm demiyorum. Vardır.

Belki benim ziyaret ettiğim mağazalarda yoktu ama bu mağazalar, alanlarında Türkiye’nin önde gelen mağazaları olduğu için Türkiye’de bu cihazların gelişmemiş olduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle bu yazıyı yayınlıyorum:

Üreticileri (hatta daha çok programcıları için) yararlı olabileceğini düşünüdüğüm bir fikir.

Teknoloji - 3 Şubat 2008

Usb ürün bağımlılığı gitgide artıyor. Neredeyse göbek bağı usb kablosu şeklinde olan çocuklar doğacak. UsbTabi bu artış haklı bir artış, çünkü usb ürünlerin kullanışları kolay.

Bazen ise, usb ürünlerin kullanımının çok zorlaştığı, içinden çıkılamaz bir hal aldığı da oluyor. Özellikle bilgisayarınıza ulaşamayacak bir yerdeyseniz. Bilgisayar kullanabilmek için bir internet kafe veya bilgisayar odası gibi bir yere mahkumsanız.

Sorunun sebebi: Usb ürünü yapan firmanın yalnızca kendi dosya uzantısını kullanmak istemesi, bunun için de kullanıcıyı sürücü programı yüklemek zorunda bırakması.

Bir Sony Walkman’ın kendisini usb bellek olarak gösterdiğini fakat içine kopyalanan müzikleri kullanmadığını gördüm. IPod ise kendisini usb bellek olarak bile göstermiyordu.

Sorunun önüne geçmek için el sıkışma (handshake) protokolü diye bir protokol var. Basitçe anlatmak gerekirse: Cihazı bilgisayara bağlarsınız, eğer bilgisayar cihazı tanımazsa cihaza onu tanımadığını söyler. Bu durumda cihaz, sürücüsünü bilgisayara yollayarak bilgisayarın kendisini tanımasını sağlar.

Ben burada cihaz bütün bir programı bilgisayara yollasın demiyorum. Zaten bu programlar sürekli olarak yenilenen programlar olduğu için cihazın içinde güncellenemeyecek ve sorunlara neden olacaktır. Ayrıca dosya boyutu büyük olabilir, kurulumu uzun olabilir veya etkinleştirme isteyebilir.

Benim dediğim; cihaz yalnızca sürücü programını bilgisayara tanıtsın. Kullanıcı cihazın bilgisayarım klasöründe bulunan simgesine girip, istediği dosyaları içine kopyalasın ve sürücü program bu dosyaları otomatik olarak cihazın istediği biçime sokarak kaydetsin. Eğer dosyalar bu biçim için uygun değilse, cihazın içinde farklı bir şekilde yerlerini alsınlar, yani cihaz usb bellek olarak da kullanılabilsin. Cihazın içinden bir dosya çıkartmak için de bu işlem tersi bir şekilde çalışır. Asıl program ise cihazın kullanımına ilişkin daha fazla özellik sunar.

Ben burda hiçbir firmayı veya cihazı kötülemek veya hiçkimseye birşeyler öğretmek istemiyorum. Sadece bu ürünlerin nasıl daha kullanışlı olabileceğine dair fikrimi sunuryorum.