• Fikrini Paylaş
  • Patent Almak
  • Altyazı Ayarlamak

Patent Nasıl Alınır?

- 25 Haz 2009

Daha önce Patent Almak Nedir? adlı bir yazı yazmıştım. O yazıda patentin ne olduğundan nelere patent alınabileceğinden bahsettim. Bu yazı da o yazıda bahsettiğim devam yazısıdır. Bu yazıda patent nasıl alınır, hangi belgelere ihtiyaç duyulur konusuna değineceğim.

Bu konuda ihtiyacınız olan her türlü bilgiye tüm ayrıntısı ile Türk Patent Enstitüsünün hazırladığı, Patent Başvuru Klavuzundan ulaşabilrisiniz. Ben de o klavuzu elimden geldiğince basitleştirmeye ve kendi tecrüberelerimle beraber size ulaştırmaya çalışacağım.

Patent Başvuru Belgeleri

Öncelikle patent almak istediğiniz buluşu anlatmalısınız ve bu anlatımı patent enstitüsünün istediği şekilde yapmalısınız. Patent enstitüsü sizden aşağıda maddelediğim dosyaları hazırlamanızı istiyor:

Patent Nasıl AlınırDevamını oku →

Bavul Üstü Valiz

- 15 Haz 2009

Uzun zamandır bir yazı yazamadım. Sene sonu, finaller, eve dönüş derken fırsatım olmadı. Ama şimdi eve döndüm ve bu dönüş sırasında gördüğüm bir problemden doğan bir fikri paylaşacağım.

Bir sürü öğrenci, bir sürü eşyasıyla beraber evine dönüyordu benim gibi. Neredeyse herkesde bir tekerlekli bavul vardı. Bavulun yanısıra; ya el valizi, ya bilgisayar çantası gibi omuzdan askılı bir çanta daha taşıyan kişi sayısı da çoktu.

Bu çanta omuza yük olmasın diye bir çok kişi; çantasını bavulunun üzerine koymuş ve bavulun sapından ikisini beraber çekiyordu.

Bavul Üstünde Valiz

Bu resimdeki oda arkadaşımın bavulu. O da valizini bavulunun üzerine koydu. Üstteki valizin saplarına bakarsanız; valiz düşmesin diye sıkıca gerilmiş ve birbirlerine iliklenmiş bir haldeler.

Tabi havaalanında aynı soun için birçok yaratıcı fikir görmek mümkün. Zira iki adımda bir, yerden valizini alıp bavulun üstüne tekrar iliştirmeye çalışanlar da çok. Ayrıca birçok kişinin bavul sapı da bu yüzden kırılmış durumda.

Çözüm Yolu

Dediğim gibi havaalanlarında bir sürü yaratıcı fikir bulabilirsiniz. Valizi bavula bantlayanlar, bir iple bavulun sapına iliştirenler gibi.

Benim önereceğiim çözüm fikri de böyle birşey. Nasıl ki valiz aldığınız zaman içinde bir omuz askısı veriliyor: Bavul alınca da; valiz kemeri verilebilir diye düşünüyorum. Veya valizin, tam bavulun saplarına denk gelen kısmına konulacak çıtçıtlı bir mekanizma ile kendini bavula bağlaması da olabilir.

Siz de farklı çözüm yollarını, farklı fikirlerinizi; yorumunuzu yazarak paylaşabilirsiniz.

Merkezi Bilgisayar Sistemi

- 18 May 2009

Bu aralar finallerim yaklaşmakta olduğu için, derslerden ve dersliklerden başka şey ile uğraşamaz oldum. Bu fikir de bu arada doğdu:

Bizim okulun havuz derslerinin yapıldığı, derslikler binasında 45 sınıf var. Bu sınıflar yalnızca matematik, fizik, kimya, ve tarih gibi dersler için kullanılıyor. Ve her sınıfta bir bilgisayar var. Bu bilgisyarların monitörü yok ama projektörü var.

Kısa bir hesap yapmam gerekirse: Aynı anda ders yapılan sınıf sayısı ortalama 7. Aynı anda kullanılan bilgisayar sayısı ortalama 1, o da tarih veya kimya dersi. Yani toplamda 45 bilgisayar var ama aynı anda kullanlanının sayısı 5'i geçmez.

İşte bunu düşünürken aklıma; işlemlerin başka bir yerde yapılıp sınıfa yollandığı bir bilgisayar sistemi geldi. Dedim ki bilgisayarlar eternet ağı üzerinden çalışsınlar. Yani sınıflarda bilgisayar kasası bulunmasın, ama kasaya takılan klavye, fare ve projektör bulunsun.

Metu Online

İşlemleri yapacak bilgisayarlar, kazan dairesi gibi tek bir odada bulunsun. Tabi 45 sınıf için 45 bilgisayar değil, 2 veya 3 bilgisayar. Bu bilgisayarlar, bilgisayar sistemi kullanılmak istenen her sınıf için sanal bir masasütü uygulaması başlatsın. Ve sınıftaki girdi cihazlarını (klavye, fare) dinlesin. Sonucu da o sınıfın projektörüne yollasın. Böylece sınıftaki hoca; klavyeyi, fareyi orada bilgisayar varmış gibi kullanabilsin.Devamını oku →

Camdan Havuz Kapağı

- 02 May 2009

Geçen hafta bahçeli bir ev gördüm. Küçük bir bahçesi ve nerdeyse bütün bahçeyi kaplayan bir havuz vardı. Havuz 3 metreye 4 metreydi diyebilirim tahminen. Ve bahçe kapısından, evin kapısına gitmek için havuzun etrafını turalamak gerekiyordu. Tam bu havuzu, ve ne kadar kullanışlı olduğunu düşünürken aklıma bu fikir geldi.

Havuz her zaman kullanılmaz. Mevsimi vardır. Eğer bir havuzunuz varsa, senenin iki üç ayı için, ki o aylarda da her zaman kullanmayacağınız halde, büyük bir alanı feda etmiş olursunuz.

Bu fikir, yani havuz kapağı fikri; havuz kullanılmazken de, havuz için ayrılan alanın kullanılmasını amaçlıyor:

Havuzun sürgülü bir kapağı olduğunu düşünün. Ayrıca camdan bir kapak, ama dayanıklı camdan. Gerekirse üzerine beş, altı kişi çıksanız da kırılmamalı. Havuzu kullanmadığınız zamanlarda, kapağı çekeceksiniz ve havuzun alanı da artık bahçenize dahil olmuş olacak.

Mesela bahçede yemek yemek istediniz, kapağı kapatacaksınız. Üzerine masayı atacaksınız. Havuzun ışıklandırmasından, cama yansıyan dalga desenleri üzerinde yemeğinizi yiyeceksiniz. Güzel olmaz mı?

Havuzun pislenmemesi, yaprak veya kuş pisliği dolmaması için kullanılan naylon örtülere de gerek kalmamamış olur.

Ayrıca daha önceden yazmış olduğumuz, ışık küreleri ile havuz ışıklandırma adlı fikre de göz atabilirsiniz.Devamını oku →

Ortaklaşa Proje Geliştirmek

- 22 Nis 2009

Bir kaç gün önce Samet Güngören'den bir e-posta aldım. Samet arkadaşlarıyla beraber projeler geliştirirken (bilgisayar üzerinde), projenin gelişimini kolaylaştırsın diye yazdığı CodEro adlı programı tanıtmış.

Programdan kısaca bahsedeyim. Projenin dosyaları internet üzerinde tutuluyor. Program bu dosyalara evinizden ulaşmanızı, dosyaları düzenledikten sonra yine aynı yerde depolamanızı, ve yapılan değişikliklerden diğer kullanıcıların haberdar olmasını sağlıyor.

Benim bu yazıda anlatacağım da bu programa neler eklenebileceği. Böyle bir programın şablonu ne olmalı gibi soruları madde madde cevaplamaya çalışacağım. Kendimce ve tartıştığım konuyu tartıştığım kişilerce.

Program mı olmalı yoksa web sitesi mi?

Öncelikle program diyoruz ama bir program olmasına gerek olmayabilir. Bir internet sitesi daha kullanışlı olabilir. Mesela DropBox'un web arayüzüne benzer bir arayüz kullanılabilir.

Buna benzer bir diğer sistem olarak da METU Online diyebilirim. Ders notlarına ulaşmak, aynı dersi alan diğer öğrenciler ve hocayla iletişime geçmek, sınav sonuçlarını görmek ve ödev teslim (upload ederek) etmek vb için kullanılan bu servisin benzeri, ortaklaşa proje geliştirmek için de kullanılabilir.

Metu OnlineDevamını oku →

Yalan Söylediğimi Söyler Miyim?

- 17 Nis 2009

Bu sefer yazacağım fikir kısa bir hikaye. Bir dizinin veya filmin kısa bir parçası olabileceğini düşündüğüm kısalıkta ve asıl adamı doğru kişi oynadığında gerçekten izleyenleri güldürebilecek olan bir hikaye. En azından ben öyle olduğunu düşünüyorum. Neyse hikayeye geçelim:

Hikaye bir havalimanında başlar. Üç kişilik bir bank vardır ve adamımız bakın ortasındaki oturakta oturmaktadır. Solundaki oturak boştur, sağındaki oturağa da eşyalarını yığmıştır. Bir bavul, bir küçük valiz ve hepsinin üzerinde belirgin halde duran kırmızı bir hamburger paketi.

Bir iki saniye sonra adamımızın telefonu çalar. Açar, arayan yakın bir arkadaşıdır. Havadan sudan konuşmaya başlarlar.

Derken bir başka adam gelir. Adamımızın sağındaki eşya dolu oturağa oturmak istediğini belirtecek bir şekilde eşyaları gösterip; bunlar sizin mi der.

Adamın niyeti açıktır. Oraya oturmak istiyordur ve eşyaların çekilmesi gerekmektedir. Ama sol bank boştur ve adam sağ banka oturmak istemiştir.

Bankta oturmakta olan adamımız da durumu tersler. Telefonda konuştuğu akadaşına bir dakika der eşyalarını sol yanındaki oturaya yığar, bu sırada surat ifadesinden adama gıcık olduğu anlaşılabilmektedir. Eşyaları sol yanına yığdıktan sonra, adama buyrun der ve konuşmasına devam eder.

Telefondaki konuşması birden garipleşir, şaşkınlık belirir. Karşısındaki kişinin birisine yalan söylediğini ve sonra gidip yalan söyledim dediğini öğrenir. Belki çok fazla tepki verilmeyecek birşey olabilir bu ama o adam için bu olamaz birşeydir ve neredeyse karşısındakini aşağılamaya başlar. Onunla alay edercesine konuşur.

Adamın karakterini How I Met Your Mother'daki Barney Stinson'a benzetebiliriz.

"Yalan söyleyeceğim ve sonra gidip kusura bakma ben yalan söyledim mi diyeceğim?" şeklinde bir cümle kurar ki, bir adam daha gelir.

Bu adam da, bir önceki adamın yaptığı gibi eşyaları gösterip oturmak için izin ister gibi bunlar sizin mi diye sorar.

Evet derse eşyalarını yere koyması gerekeceğini düşünür. Ayrıca yere koysa da bankın ortasında oturan bir kişi olarak bunu istemeyecektir.

Çok kısa bir düşünme sürecinden sonra hayır, kimin olduklarını bilmiyorum der ve hiç umrunda olmayan bir halde telefonu kulağına tekrar dayayıp konuşmaya devam eder: Yalan söyledim kusura bakmayın aslında ben ha..

Az önce gelen ve eşyaları soran adam iyi öyleyse der; bankta oturan eşyalarının en üstünde duran ve albenisi olan hamburger poşetini alıp ilerlemeye başlar.

Bir elinde telefon, giden adamın arkasından bakakalan asıl adamımız, gidip poşetini geri almak ister. Ama yalan söyledim diyemeyecektir. Olduğu yerde, sadece kendi duyacağı sesle ve umutsuzca Yalan söyledim benim onlar diye tekrar etmeye başlar, sesi sürekli azalır.

Bu sırada kucağına düşmüş elindeki telefondan da bir iki ses duyulur ve hikaye biter.

Yağ Dolum İstasyonu

- 08 Nis 2009

Küçük mahallelerde deterjancılar vardır bilirsiniz. Hanımlar deterjanı marketten almazlar, verirler çocuğun eline bidonu, yollarlar deterjancıya. Deterjancıda bir sürü varil vardır hepsinde de ayrı bir renk deterjan.

Deterjanı marketten değil de buradan almak daha ucuza gelir, ki deterjancılar da bu yüzden tercih edilir.

Hüsamettin Köse'nin bizimle paylaştığı bu fikir de buna benzer birşey. Mahallerlerde kurulabilecek yağ dolum istasyonları. Ben de fikri Hüseyin'in paylaştığı gibi anlatayım:

Sizinle paylaşmak istediğim bir iş fikri var. Bütçem kısıtlı olduğundan hayata geçiremiyorum.

Biliyorsunuz hemen hemen her evde çesitli gramajlara sıvı yağ kullanılmakta. Bu bütçe ve damak çeşitliliğine göre ayçiçek veya zeytin yağı olabiliyor. Tabi sizde biliyorsunuz ki bittikten sonra gidip marketten yenisi alınıyor.

Tam bu aşamada benim fikrim ortaya çıkıyor. Tıpkı benzin istasyonlarında, araba depolarının dolumu gibi, yağ dolum istasyonlari kurmak. Abartmak gibi olmasin ama her mahalleye bir, büyüklüğüne göre iki dolum istasyonu. Hatta bunun için kimi marketlerin uygun kısımlarına dolum pompası dahi eklenebilir.

yagSağlık Bakanlığından veya iligili mercilerden dolum istasyonunun hijyenik olduguna ve gerekli durum tespitine dair ruhsatlar alındıktan sonra yapılması gereken iyi bir reklam.

Özellikle Türkiye gibi nufusun büyük bir çoğunluğunun alt ve orta gelir grubuna sahip ülkelerde bu tip işlerin ister istemez trend olacağını tahmin ediyorum.

Bugün ülkemizin hemen hemen her şehrinde, ilçesinde ve hatta caddelerinde "minyatür market" denilecek tarzda büfeler var. Ve bunların kurulum masrafı öyle çok da abartılı bir mebla değil. Buradan bahisle, bu tip yağ dolum istasyonlarının kurulumu için de cok fazla bir maliyet gerekeceğini sanmıyorum. Kaba bir hesaplama ile 8-10 bin TL. Ama sonrasında sürekli bir gelir. Üstelik istasyon sayısını arttırmak veya evlere bizzat servisle dolum yapmak gibi bir hizmet ile de kazanç katlanabilir.

Bu fikri ben bütçem el vermediginden ötürü uygulayamıyorum. Paylaşıyorum ve umuyorumki gercekten ticari kaygıdan ziyade, insanımıza hizmeti kendine ilke edinmiş bir girişmci ruh bunu hayata geçirsin. Çünkü inandığım birşey var ki, insanların gözlerine hitap edenler gönüllerine hitap edebilecek donanımda oldukları müddetçe korkacak hiçbir şey yok.

Unutmayın! Siz de paylaşmak istediğiniz fikirlerinizi Fikrini Paylaş sayfası aracılığıyla paylaşabilirsiniz.